29 Aralık 2010 Çarşamba

Var-Yok

Gözleri eskidi yollara bakmaktan...


gelenin yakasında kaygı


gidenin saçları arkadan çekilmekte...


Yok'un kopan kollarında kaldı varlığın pençesi...


elindeki ekmeğe aparmış bir yanlızlık...


yorgun dudaklarında çelimsiz bir fırtına...


Çalap ne der ki bu isyana


isyan nefes alır gibi ihtiyaç...


isyan bakışlarda sustalı gibi beklemekte...


varlığın sebebi koca bir yalanda kalmış.


kaderin ardına saklanmış güçcüzlükler...


yok'un kollarında kalmış varlığın pençeleri


ya etin kokusunda güvelenmiş hararet


ya kız bekaretine verilmiş tüm yasaklar...


kurnasında bolluk saklayan yıllar


yedi zayıf ineğe yedirilmiş nedense...


Yok , damarına nakşolmuş gölgelerin...


yüzündeki çizgilere yapışmış isyanları


acı Var olmuş göğsüne serilmiş...


yok olan hep Yok olmuş...


yere çekilmiş Var denilen herşey...


Yok kalmış Var olan bir tek...

bc

14 Aralık 2010 Salı

Tınılar...

Ben gurbette değilim
Gurbet benim içimde...

sakin bir ses aradım akşamüstü...omuzlarımdaki gergin ağrıyı dindirecek .
İzel'i gördüm telefonun hafızasında...
ardı sıra ;

Bir kızıl goncaya benzer dudağın,
açılan tek gülüsün sen bu bağın...
kurulur kalblere sevda otağın
kimbilir hangi gönüldür durağın...

incesaz ince ince sızlatıyor burnumun direğini işte...Akşam oldu...bir gün bitti..

ağlatıp küstüreceksen
hep boynumu büktüreceksen
gözyaşımı döktüreceksen
sevme beniiiii
sevme beniiiii...

akşam oldu yine..tüm kış akşamlarında olduğu gibi bir hüzün ve ümitsizlik ...
nasıl biter ki bu gece...
safinaz yürüyüşüm ile ıslak yolda yürüyüp bir köprü üzerinde hayatı düşünmek istedim...
ha bi de..erkek olmak...Köprüden çıkıp bi yerde kafa çekmek ...

makarna salçalı mı olsun yoksa peynirli mi:)))

9 Aralık 2010 Perşembe

Ömür

Nedir ki bu saatte bayılacak kadar uykum olmasına rağmen uyutmayan beni...

Zaman az,vakit dar...

uykuyla bitmesin ömür...

4 Aralık 2010 Cumartesi


"Kaldı ki bir sedef bir çok inciyi saklayabilirdi"

Kırmızı bir susmuşluk çöküyor gözlerime...Susmak en iyisidir her zaman diyen bir babanın kızıyım çünkü...Ama sükut ikrardır baba..."Sükut kızım...lisan-ı haldir...konuşmanın ,bağırmanın,tepkinin en güzel ve asil halidir" dedi...

Uzun zamandır susuyorum baba...Artık konuşmak ,hatta konuşurken ağlayabilmek istiyorum.

Gözlerim susmuyor her susan şey inadına...Acı bir ağıt duruyor boğazıma her akşam uyumadan önce...uyanınca kekrek bir yanlızlık kokusu dudaklarımda...Sızmış bir kahvaltı buhranı yaşamalıyım her sabah...uyanıp yeni güne "bugün de susmalıyım" diyorum...Gözlerim isyan etse de...

"Kıyımda oltası kırık bir avcı...denizi tanıma sevdasında ama karaya aşık..."


2 Aralık 2010 Perşembe

Sandım ki kaybolduğum dünyada bulurum beni...
tükürsem;
yukarısı yer ,aşağısı gök ...


ilanında aynen şu geçsin gazetelerin;
"Kaybolmuştur...hüküm içermez...
Bulunca getirmeyin sakın..."

22 Kasım 2010 Pazartesi

Ü m i t s i z M e v s i M






“Karagözlü gençliğimde bıraktım saçlarını

saçların da gözlerin gibi karaydı...

bahtın gibi ve...”


boşluğa bırakılmış gibidir ,

başım döner kabuksuz yalanlarından..

kaç saniye sürer ki ,

kaç dakika ya da...

tenha sevişmeleri...

kırağı çalmış dudakların nar çiçeği,

sözlerin buğu kıvamında sevdiğim...

sözlerinde telaş yok...

azaldığında bakir dağların sıcağı,

çoğaldığında saçlarımda aklar...

kış geldi mi sevdiğim...

kış geldi mi?

çılgın bir zerafetle başladı,

dumansız ve efsunlu...

koyu karanlık sakinliğinde yol aldı

bir savaş sonrası ölü beden sessizliğinde

yaşlılık tünemiş tırnaklarımdan aktı kıyamet...

şehla gözlerinde aziz bir ürperiş...

uzak ülkeler gibisin sevdiğim,

ulaşılmaz ve duru...

sular şakağından gömülmüş yeryüzüne..

sular bulanmadı sevdiğim...

biz bulandık toprağın gölgesinde...

yudumladık zerrelerimizi …

güvertemde köhne bir demir kokusu,

omurgamda zayıf bir metal...

bilinmez bir titreyiş sonra,

sıcak bir yazın bulantısı safrada...

nasıl ulaşacağım senin kalbine...

bunca kusurla...

bedbaht bir bedevi çırpınışı benimkisi ,

çöl ayazında…

gece gibi siyah bir aşktır,

ve kibirli bir dudak kıvrımıdır gözlerin.

içimde bıraktığın bu acı sevdiğim,

dudak izin olmamasından mıdır?

ılık vuruşudur suyun ayaklarıma,

cemre mi getirmişdir yazı sevdiğim?

yaz geldi mi sevdiğim...

yaz geldi mi?

yaz geldi...kış geçti...

mevsimler döndü kucağımda,

mevsimler sarmaş dolaş oldu da sevdiğim...

....

med cezirl fikirlerden kelimeler bile yalnız düştü …

üşüdü yaz arefesinde...


***

gidenin ardından

10 Eylül 2010 Cuma

K u s u R


huzura erme seansları düzenlesin biri bana...
yoksa içimdeki savruk çılgını durduramayacağım...

kımıldayan herşey saçma...
kurcalayan her nesne uyanık...
yukarılar destansı bir güve yanlızlığı...
kuyular yakın akraba kadar hoyrat...

tutsun birileri kurdelelerinden boynumun,
yoksa içimdeki savruk çılgına nasıl dur diyeceğim...


10/09/2010

19 Nisan 2010 Pazartesi

inişe geçtim kaç zamandır...
sular durulsa batmayacağım dibe...

19/04/2010