31 Ağustos 2015 Pazartesi

Mantık Ayrılığı




Bir şey sorabilir miyim?” der yaklaşan bir kız

Bilir misiniz deniz kenarında üşüyen adamlar

Nefesleri su kokan çocuklar

Kansızlık bugünlerde sıcak denizlere inme hevesinde

Ve incinmiş bir yaranın

Tuza teslim oluşu narin bir bekleyişte

“Hanfendi bakar mısınız?

Bu kurdeşenli azınlık barış ister mi sizce?

 

Buyrun önden koşunuz intihara

Bu defa başka sancılar taşırıyorum

Niteliksiz ağrılar, nereden geldiği anlamsız

Ve elbet sebepli bir boşluk belki ölümle dolacak

Yani ben , nasıl desem akacak yer bulamayan bir akışkan

Yıkıntıların kalbinde rüya tabiriyim.

 

Siz;

Thames nehrine bakmıyor evleriniz

Deniz kabuklarıyla kutsanmıyorsunuz her sabah

Üç sure ile vaftiz edildiniz, oysa

bahtınız hep kavruk hep zenci

Ya ben;

Hiç merhamet etmedim  bir dilenciye

Cüzdanımda kurşunlar, ağır yaralı minnetler

Kalbimde kuytu cinler ve ben

inliyorum seni

Kalbinde baba karanlığı olan adamlar

İncitmeden bakar kadınına

Onlar Ruhunda çınar büyütür, katı gölgeler uzatır,

Özü , su tadında huzur

adımları kaya, ayakları naif

 

 

Vertigo bir ölme biçimi artık

Yavaşça ve dönerek ,

topukların altından yürüyen yeryüzü

İnat bir rüzgarın gönlüne bastığım izmarit

Uyuşan ayaklarım ağır

Burnumun dibi ölüm sebebim

Bakın artık gözlerime

Külteleşmiş bir ölü gövdesi yalnızlığım

Yazgı dediğin şey  bir kadının kurgusu

Bir adamın kıvrım kıvrım savrulmasıysa

Beni aldır içinden her gün doğmaktan bıktım

Başım dönüyor bak yine

İç kulağımda medcezir

Kumları çekiliyor beynimin

Aslında azizim; Heyelanlar toprak lehine

Yolun karşı geçesinde kaldı ölüm.